Ana Sayfa
  Hayatı
  Eserleri
  Sadreddin Konevi Hz.
  Akademik Yazılar
  Makaleler
  Linkler
  Kitaplar
  E-Kitaplar
  Eserlerinden
  Ziyaretçi Defteri
 
 
 
 


 

Akademik Yazılar ve Tez Listesi

Vahdet-i vücud ehli Allah-alem münasebetini izah ederken mükevvenatın nasıl yaratıldı- ğını kendi anlayışlarına uygun olarak tarif etmişlerdir. Buna göre zat-ı ehadiyye kendi cemali- ni, sıfat, isim ve fiillerini görmek istedi. Tecelli etti ve fiil sıfatına büründü. Batından zahire, gaybden şehadete, vahdetten kesrete geldi. Kendi cemalini gördü sıfat, isim ve fiillleri müşahe de etti. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

VAHDET-İ VÜCÛDA DAİR HADİS-İ ŞERİFLER



MUHYİDDİN İBNÜ’L ARABÎ
Muhyiddin Muhammed b. Ali b. Muhammed el-Arabi et-Tai el-Hatemi
(560/1165-638/1240)

17 Ramazan 560 (28 Temmuz 1164) tarihinde Endülüs’ün güney doğusundaki Tüdmür bölgesinin başşehri Mürsiye’de dünyaya gelmiştir.Babası Ali b. Muhammed, Abbasi halifesi Müstencidbillah’ın kumandanı ve yöre valisi Muhammed b. Sa’d b. Merdeniş’in hürmet ettiği bir kimseydi.Aynı zamanda meşhur filozof İbn-i Rüşd’ün yakın arkadaşıydı.İbnü’l Arabi babasının çok Kur’an okuyan, fıkıh ve hadis ilmiyle uğraşan takva sahibi bir zat olduğunu, Nur isimli annesinin ise Ensar soyundan geldiğini, Fatma bintü’l Müsenna adlı bir kadın velinin sohbetlerine katıldığını söyler.Amca ve dayılarının da dönemin önemli sufi ve siyasi şahsiyetleri arasında bulunduğu bilinmektedir.İbnü’l Arabi soylu bir Arap sülalesinden geldiğini ceddinin Tay kabilesine mensup olduğunu belitmektedir.Kendisini görüşlerini takdir edenler onun tasavvufta otorite oluşunu kendisine “Şeyhü’l Ekber”, dini ilimlerde müceddid oluşunuda “Muhyiddin” lakaplarını vererek ifade etmek istemişlerdir.Maliki Kadısı ve kelamcı Ebu bekir İbnü’l Arabi’den ayırt edilebilmesi için İbn Arabi şeklinde de yazılmıştır. Ancak kendi adını bir çok yerde Muhammed İbnü’l Arabi olarak kaydettiğinden bu şeklin tercih edilmesi daha doğrudur. DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

 

Çok yakın bir geçmisi olan Modern Psikoloji’nin, bu kısa süreçte, insanı tanıma ve anlama noktasında çok önemli ilerlemeler içinde oldugu herkesin kabul edebilecegi bir gerçektir. Bununla
birlikte, henüz sistematik olarak psikoloji biliminin olusmadıgı dönemlerde de, o günün sartlarında insana iliskin önemli kisilik çözümlemeleri ve insanı anlama çabalarının oldugu bilinmektedir.
Bu anlamda, bir kısmı günümüze kadar gelmis olan bu baglamdaki materyallerin önemli bir kısmının, felsefe, edebiyat, tasavvuf ve diger mistik alanlara ait oldugu görülmektedir. Bu tarz kisilik çözümlemeleri ve insan davranıslarını anlama çabalarında, genellikle düsünce ortaya koyanların içinde bulundukları kendi inanç, kültür, felsefî düsünce ve tasavvufî anlayıs gibi belirleyicilerin ısıgında degerlendirme yaptıkları görülmektedir. O günün ilim anlayısı ve dünya görüsünün hâkim rol oynadıgı bu çalısmaların, günümüz ilim anlayısı, metot, teknik ve teorileri ile tam bir örtüsme içinde olmasını beklemek dogru olmaz. Modern psikolojinin tecrübeye dayalı, olgular üzerine odaklanan
arastırmalarıyla karsılastırıldıgında, insana iliskin geçmiste kalan bu tür yaklasımların spekülatif oldukları iddia edilebilir. Böyle bir iddia, her ne kadar kendi içinde tutarlı ve geçerli gibi
gözükse de, kanaatimizce, geçmisin insan psikolojisi ve kisiligine iliskin çözümlemelerinin gereksiz ve önemsiz oldugu ve Modern psikoloji’ye hiçbir katkı saglamayacagı gibi bir yargıya varılamaz.
Her sey bir yana, böyle düsünmek için çok temel sayılabilecek iki nedenden söz etmenin mümkün olabilecegini düsünüyoruz.

 

 

MUHYİDDİN İBNÜ’L-ARABÎ’NİN KIYAS VE İSTİHSANA YAKLAŞIMI İslam düşünce tarihinin en renkli simalarından olan Muhyiddin İbnü?l-Arabî sufi kimliği ile ön plana çıkmakla birlikte, eserlerinde İslamî ilimlerin bir çok sahası ile ilgili, kendine has görüş ve değerlendirmeler ileri sürmüş bir alimdir. Bu yazıda, İbnü?l-Arabî?nin fıkıh ve usulle ilgili düşünceleri bağlamında, kıyas ve istihsan kavramlarına bakışı ele alınacaktır. İbnü?l-Arabî?nin görüşlerinin çeşitli disiplinler açısından incelenmesi, İslam düşünce tarihi için bir katkı sayı-lacağı gibi, İbnü?l-Arabî?den önemli ölçüde etkilenmiş olan Türk tefekkür dün-yası bakımından da bir kazanım ve zenginlik oluşturacaktır.

 

 

ÖNSÖZ Tasavvufî düşünce, İslam Düşünce Tarihi içerisinde diğer disiplinlerden farklı yapısıyla dikkat çekmektedir. Bu düşüncenin genel seyri içerisinde, varlık, alem, insan, bilgi ve dil gibi konulara farklı bir perspektiften yaklaşılmış ve bu doğrultuda eserler kaleme alınmıştır. Tasavvufî bilgi sayesinde bilginin imkânı, sahası ve kaynakları genişletilmiş, bilginin kaynaklarına kalp de eklenerek mârifet teorisi geliştirilmiştir. Mahiyeti ve konusu gereği farklı bir epistemolojik sistemde hareket edilmesi, farklı terminoloji ve ifade şekillerinin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu sebeple de, kültür tarihimiz içerisinde felsefe, sanat, ahlak, psikoloji... gibi farklı alanları içine alan ve üslûbu açısından bambaşka bir özellik arz eden, oldukça zengin bir literatürle karşılaşmaktayız.

 

Sadruddin Ebu‘l-Meali Ishaq Muhammad Yusuf Ali al-Konevi, who lived between the years 1210-1274 AD (1606-673 A.H) was one of the distinguished characters taught by Muhyiddin Ibn al-‘Arabî (also known as Shaykh al-Akbar) who significantly affected Anatolian culture and thought. This is why when Sadreddin Konevi is mentioned, it becomes necessary to mention Muhyiddin Ibn al-’Arabî. In Turkey however, the research or works on Sadreddin Konevi and Ibn al-’Arabî do not discuss them in all aspects but are rather limited and general. In this study we will try to look at the relationship of Sadreddin Konevi and Muhyiddin Arabî in two ways.
1- Social and human
2- Intellectual

*Hüdaverdi ADAM

Rational consideration (tafakkur) has great importance in daily life/thought life because daily life has its existence through knowledge. However, know doesn’t mean just a haphazard mass of information. Knowledge only makes sense through rational consideration. Therefore, in many verses of the Qur’an man is encouraged to give rational consideration1 and many verses end with a reference to Intellect (aql) and Conscience.

*Hüdaverdi ADAM

Söylenen sözle, söyleyenin maksadı arasındaki farklılık, başka bir ifadeyle zahir ve bâtın arasındaki zıtlık, pek çok kültürde, özellikle de tasavvufta çok belirgindir. Zahir, sadece ifadeyi ilgilendirirken bâtın, kendi içselliğini, düşüncenin muhtevasını gündeme getirmektedir. Telaffuz edilen kelimenin manasını anlamaya çalışan kişi, bu şekilde kelimenin söylemek istediği şeye götüren yolun tam tersine ulaşmaktadır.

* Dr. Ahmet Cahid Haksever- Gazi Üniv.

Muhyiddin İbn Arabi; Hakkında Batıda ve Doğuda hem Müslümanlar hem de müsteşrikler tarafından lehte ve aleyhte çok sayıda yayın yapılmış çok önemli bir mutasavvıftır. O, özellikle vahet-i vücud anlayışı başta olmak üzere, İslam Tasavvufuna Yunan,Hind,Çin felsefelerinden unsurlar sokmakla eleştirilmiştir. Bu makale, ünlü müsteşriklerden Louis Massignon'un ona yönelttiği eleştiriler ile bu eleştirilere Veled Çelebi İzbudak tarafından verilen cevapları araştırıcıların ilgisine sunmaktadır

*Yard.Doç.Dr. Zülfikar GÜNGÖR-Ankara Üniv.

İbn Arabî (v. 640/1165), dînî ilimlerin pek çogunda kendisinden sonrakilerin düsünce dünyâsına yön vermis ve derinden te’sir etmis bir sûfîdir. Onun te’siri en fazla Tasavvuf alanında hissedildigi gibi, bilhassa Tefsîr, Hadîs, Kelâm ve Felsefe gibi ilimlerde de, bir çok konuda yaptıgı yeni yorumlar ve getirdigi yeni bakıs açıları ile kendinden söz ettirmistir.

*Doç.Dr. Dilaver GÜRER- Selçuk Üniv.

İbn Arabî'nin din bilimlerinin pek çok alanında yeni, orijinal fikirleri oldugunu ve bu sebeple gerek İslâm dünyâsında ve gerekse Doguda ve Batıda kendisinden dâima bahsedildigini biliyoruz. Daha önce yayınladıgımız bir makâlemizde İbn Arabî'nin din kavramına yaklasımını incelemistik. Bu makalemizde de, o çalısmamızın devamı niteligindeki ve güncel bir meseleyi, İbn Arabî'nin "vahdet-i edyân: dinlerin birligi" daha dogru bir ifâde ile "dinlerin askın birligi" ve "ibâdet" kavramları hakkındaki bâzı ifâdelerini, bu ifadelere bir bakıs açısını degerlendirmek sûretiyle inceleyecegiz.

*Doç.Dr. Dilaver GÜRER- Selçuk Üniv.

İslam'ın ana ilkelerinden olup Kelam ilminin sahasına giren veya fıkhın mü'minlerden istediği görev ve yükümlülüklerle ilgili pek çok hususta birtakım kısa/basit izahlara ve yüzeysel genellemelerle kolayca gidilebilen günümüz ilahiyat araştırmalarında, Tasavvuf ilminin konu edindiği pek çok alanda görüldüğü gibi ricalü'l-gayb telakkisi de, hakkında pek çok spekülasyon üretilen ve genellikle de eksik veya yanlış anlaşılmadan doğan birtakım hatalı kanatlere ulaşılması mümkün olan konulardan biridir.

*Dr. Ahmet ÖGKE- Yüzüncü Yıl Üniv.

Prof.Dr. Mustafa TAHRALI nın danışmanlığında Mahmut Erol KILIÇ tarafından hazırlanan Doktora tezi; sistemi, eserleri ve tesirleri bakımından, tasavvufi düşüncede önemli bir yere sahip olan Muhyiddin İbnü l Arabi nin varlık anlayışı üzerinedir. Tez, gerek kitap, gerekse makale türünde oldukça zengin bir bibliyografyaya sahiptir.

*Arş.Gör. M.Mustafa ÇAKMAKOĞLU- Erciyes Üniv.

İbnü’l-Arabî’nin düsünce sisteminin belki de en önemli özelliklerinden biri hayale verilen önemdir. Esasında İbnü’l-Arabî, hayalden ilk olarak bahseden bir düsünür degildir. Kendisinden önce bir çok filozof hayalden bahsetmis ve özellikle hayalin epistemolojik düzeyde önemine dikkat çekmislerdir. Yine birçok çagdas arastırmacı, dînî ifade açısından hayalin önemine deginmis ve genellikle kendi duyarlılıkları dogrultusunda, hayali sadece insan öznesine göre degerlendirmislerdir. Dolayısıyla tıpkı ilk dönem müslüman düsünürler gibi; edebiyat, sanat, bilim ve teknolojide yaratıcı hayal gücünden bahseden bir çok çagdaş arastırmacı da hayalin insânî düzeyine vurgu yaparken ontolojik statüsü hakkında pek bir sey söylememislerdir.

*Arş.Gör.M.Mustafa ÇAKMAKLIOĞLU- Erciyes Üniv.

 

el-Fütûhâtü’l-Mekkiyye, Seyh-i Ekber Muhyiddin İbnü’l-Arabî’nin derin irfanını, döneminin dînî ve tasavvufî kültürünü, ayrıca bizzat müellifin hayatını, ve mânevî yolculugunu yansıtan kapsamlı bir eserdir. Fütûhât, otuz yıllık uzun bir te’lif süresinin yanısıra, İbnü’l-Arabî’nin hayatının sonlarına dogru genis tedris halkasında etüd edilip gözden geçirilerek tekrar kaleme alındıgı için Seyhin son te’lifi ve adeta diger bütün eserlerinin olgunlasmıs bir meyvesi mesabesinde olmustur. Biz bu yazımızda, öncelikle İbnü’l-Arabî’nin hayatı hakkında kısa bir bilgi verdikten sonra tasavvufî kültürümüzün zirvesini, adeta dönüm noktasını teskil eden bu kapsamlı eseri genel hatlarıyla tanıtmaya çalısacagız.

*Arş.Gör.M.Mustafa ÇAKMAKLIOĞLU- Erciyes Üniv.

Giriş- Tasavvuf Dergisi okuyucularının mâlûmu üzere periyodik olarak yayımlanan Klasiklerimiz yazı dizisinde öncelikle müellif hakkında bilgi veriliyor ve sonra eser hakkında değerlendirmelerde bulunuluyordu. İbnü’l-Arabî’nin meşhur eserleri Fütûhât ve Fusûs hakkında daha önce dergide değerlendirme yazıları yayımlanmış ve bu yazılarda Şeyhü’l-Ekber’in hayatı hakkında genel mâlûmâtlar verilmişti. Dolayısıyla İbnü’l-Arabî’nin bir diğer önemli eseri Tedbîrât’ı konu edinen bu yazımızda İbnü’l-Arabî’nin hayatından bahsetmek yerine doğrudan eseri tanıtmayı uygun gördük. Şeyhü’l-Ekber’in hayatı ve hayatıyla ilgili kaynaklar hususunda bahsi geçen yazılara1 müracaat edilebilir.

*Arş.Gör.M.Mustafa ÇAKMAKLIOĞLU- Erciyes Üniv.

 

 

Selçuklu devletinin son yıllarından başlayarak Osmanlı Devletinin kuruluşundan itibaren hükümran olduğu geniş bir coğrafyayı ve altı asırlık uzun bir dönemi içine alacak böyle bir mevzuyu, burada yeterince ele alıp işlemek mümkün olmadığı gibi, böyle bir çalışmayı gerçekleştirebilmek de uzun yıllar sürecek bir çalışmayı gerektirecektir. Bizim buarada yapabileceğimiz sadece birkaç noktaya işaret edebilmek, olsa olsa konunun ehemmiyetine dikkat çekebilmekten ibaret olacaktır.

*Prof.Dr. Mustafa Tahralı

Tasavvuf farklı dönemlerde farklı tanım ve özellikler kazanmıştır. Fakat bütün dönemlerde ana konusu ve hedefi hiç değişmemiştir: insanın ahlakî yetkinliği. Bu itibarla tasavvuf, ele aldığı konularda daima doğrudan veya dolaylı olarak Tanrı ve insan arasındaki ilişkinin geliştirilmesini hedeflemiştir. Başka bir ifadeyle tasavvuf ele aldığı her konuyu bu genel düşüncenin anlatımı için bir araç saymıştır. Davud el-Kayserî, tasavvufun bu müstesna tavrını, formel ve yapısal benzerliklere rağmen onu diğer ilimlerden ayırt eden özellik diye niteler. Tasavvufun insan merkezli tavrı, zorunlu olarak, Tanrı’nın ana konu olması anlamına da gelir. Böylelikle tasavvuf, özellikle altın ve zirve dönemini temsil eden İbnü'l-Arabî ve onun takipçilerinden itibaren, Tanrı’yı tasavvufun -Konevî’den itibaren kullandıkları deyimle ilm-i ilâhî’nin veya “Metafizik”’in- konusu saymıştır. Bu tavır, İslamî ilimlerdeki gelişmelerin de yardımıyla, geleneksel olarak sûfîlerin görüşlerinin yeni tasavvuf anlayışıyla sentezlenmesinin bir sonucu idi. Öte yandan Tanrı’nın ana konu olması, tasavvufta çok önemli bir düşüncenin gelişmesini sağlamıştır. Bu terim, insanın bilmek ve ulaşmak istediği Tanrı tasavvuru’dur. Bu düşüncenin en önemli kavramsal ifaresi ise, ilâh-ı mu’tekad idi.

*Dr.Ekrem DEMİRLİ

 

 
 Yeni Yazılar
 
 
 


Tez Adı
Yazar
Tez Türü
Yılı

Muhyiddin İbni Arabi'de mutlak varlık


Absolute being in Muhyiddin Ibn Arabi

Yusuf Turan
Yüksek Lisans
2006

IBN `Arabi`nin muvaşşahaları


Muwashshahaat of İBN `Arabi

Osman Düzgün
Yüksek Lisans
2006

İbn Arabi`de varlığın birliği (vahdet-i vücut) felsefesi


Ibn Arabi`s philosophy of oneness of being

Ahmet Tunç Demirtaş
Yüksek Lisans
2004

İbn Arabi metafiziğinde insanın yeri


The Place of human in the metaphysics of İbn Arabi

Fevzi Yiğit
Yüksek Lisans
2003

Muhyiddin İbnu'l Arabi'nin Ez-Zehairu'l A'lak fi Şerh-i Tercümani'l-Eşvak adlı eserinde ilahi aşk sembolizması


Divine Love Sembolsm in the book Ez-Zeharu'l-A'lak fi Şerh-i Tercümani'l-Eşvak of İbn Arabi's

Hümeyra Hamzaoğlu
Yüksek Lisans
2003

İbn Arabi`de dini tecrübe


Religious experience in Ibn Arabi

Fatih Özgökmen
Yüksek Lisans
2002

İbnu`l-Arabi'de lafız-mana ilişkisi

The Relationship of statement and meaning in Ibnu`l-Arabi

Ali Parlak
Yüksek Lisans
2002

Kadı Ebu Bekir İbn Arabi`nin tarihçiliği ve "El-Avasım mine`l Kavasım" ın tahlili değerlendirmesi

As A historian Kadı Ebu Bekir İbn Arabi and Analitical evaluation of "El-Avasım mine`l-Kavasım

Muhammet Duru
Yüksek Lisans
2002

İbni Arabi`nin Vahdet-i Vücud öğretisinde bilginin yeri

The Knowledge in the wahdat-i wujud (unity of existence) doctrine of Ibni Arabi

Emin Çelebi
Yüksek Lisans
2001
Ebu Bekir İbnü`l Arabi ve el-Emedü`l-Aksa adlı eseri (Esma-i Hüsna ve sıfatullah bahislerinin edisyon kritik, tahkik, tahlil ve değerlendirmesi)
Ramazan Biçer
Doktora
1999
Muhyiddin İbn Arabi'nin (İşaratü`l-Kur`an fi Alemi`l-İnsan) adlı eserinin tahkik ve edisyon kritiği
Aimane Regragui
Yüksek Lisans
1998

Mağrib ve Endülüs'de hadis ilminin gelişim safhaları ve Muhyiddin İbnu`l-Arabi'nin hadis kültürü

The Development stages of hadith in Magrib and Andalou and hadith culture of Muhyiddin İbn Arabi

Ali Vasfi Kurt
Doktora
1997
Muhyiddin İbn`Arabi'nin itikadi görüşleri (ilahiyat konuları)
Cağfer Karadaş
Doktora
1996
İbn Arabi'nin tasavvufi düşüncesinde Ma'rifet problemi
Seyfullah Sevim
Doktora
1995
İbn Arabi öncesi tasavvufta halvet ve uzlet
Necdet Tosun
Yüksek Lisans
1995

Platon ve Muhyiddin İbn-i Arabi'nin varlık anlayışlarının karşılaştırılması

Concept of being as reflected by Platon and Muhyiddin İbn-i Arabi: A. Comparative study

Sebahattin Çevirbaş
Yüksek Lisans
1994
Muhyiddin İbnu'l-Arabi'de varlık ve mertebeleri (Vücud ve meratibu'l-vücud)
Mahmut Erol Kılıç
Doktora
1995
Muhyiddin İbnu'l-Arabi'nin kaza-kader görüşü
Hüdaverdi Adam
Doktora

1991

 

Muhyiddin İbn'ül-Arabi ve sistemi (Gazzali-Sühreverdi-Konevi-Mevlana ile mukayeseler)


Muhyiddin İbn'ül-Arabi and his system

Kazım Yıldırım
Doktora
1989
       
       

Sadreddin Konevi Hz. Hakkında Hazırlanmış Tezler

Tez Adı
Yazar
Tez Türü
Yılı

Hz. Mevlana, Ahi Evran ve Sadreddin-i Konevi'nin Konya Halkını Eğitimi`ndeki rolü

The Role on the education of the prophet Mevlana, Ahi Evran and Sheikh Sadreddin Konevi in terms of the citizens of Konya.

Hatice Konukseven
Yüksek Lisans

2006

 

Sadreddin Konevi'de marifet ve vücud
The Marife and Vücud in Sadreddin Konevi
Ekrem Demirli
Doktora

2003

 

Şeyh Sadreddin Konevi'nin hadisçiliği ve "Şerhu`l Erbaine Hadisen" adlı eseri

Shekh Sadreddin Konevi and his book called "Commentary of Forty Hadith"

Ayşe Özkürkçüler
Yüksek Lisans
1998
Sadreddin Konevi'nin "Tercüme-i Teveccühü'l-Etemm Nahve'l-Hakk" isimli eseri
Süleyman Türkmen
Yüksek Lisans
1993
       

.

.